NESNELERİN İNTERNETİ: KULLANICIYI NESNE,NESNEYİ İSE KULLANICI HALİNE GETİRME

Yazıma başlamadan şunu söylemeliyim ki “Kullanıcıyı nesne, nesneyi kullanıcı haline getirme” diye bir başlık sizlere mantıksız gelebilir ama Google’da üst sıralarda yer almak için güzel bir başlık 🙂 Çünkü başlık seçimi arama motoru optimizasyonunda önemli bir yere sahip. Bu da ufak bir bilgi olarak burada dursun 🙂

Nesnelerin interneti(Internet of Things,kısaca IoT) vikipedi tanımına göre fiziksel nesnelerin birbirleriyle veya daha büyük sistemlerle bağlantılı olduğu iletişim ağıdır. Daha basit bir ifadeyle günlük hayatta kullandığımız cihazların internete dahil olması ve  birbiriyle iletişim kurması şeklinde tanımlayabiliriz.

Hangi tür nesnelerde geçerlidir diye soracaksanız akıllı  diye tabir ettiğimiz birçok sistem ile internete bağlanabilen her cihazı “nesnelerin interneti” kavramına dahil edebiliriz. Günlük yaşantımızda, ev ve işyerlerindeki tüm cihazlardan otomobillere,  kişisel bakım ve giysilere kadar hemen her şey birbirleriyle iletişim kurarak etkileşime geçecek.

Nesnelerin interneti, firmaların mallarını  pazara sunma süresini hızlandırmasına ve müşteri ihtiyaçlarına daha kısa sürede cevap vermesini sağlayacaktır. Donanımlar başarısız olduğunda işletmeler, özellikle de sanayi şirketleri para kaybeder bu yüzden birçok şirket gelir arttırma için IoT’yi kabul edecektir. Global Üretim ve Dağıtım Endüstrisi Yöneticisi Volkhard Bregulla  bu durumun  sadece fabrikaların verimliliğini artırmayacağını  aynı zamanda üretim firmalarının üretim ve iş yapma süreçlerini kökten değiştireceğini şu sözleriyle açıklamakta : Yakın gelecekte, bir araba siparişi verdiğiniz anda, tüm tedarik zinciri, siparişinizin özellikleri doğrultusunda baştan sona yapılandırılacak. Böylelikle de aracınıza kavuşmak için aylarca beklemektense, sadece birkaç gün bekleyeceksiniz. Fabrikalar açısından bu durum, üretim tesislerini dijital hale getirme ve yeni iş birlikleri geliştirerek değer yaratma gerekliliğini ortaya çıkarıyor.

Nesnelerin interneti bir şekilde yaşadığımız hayatı etkileyecek hatta zamanımızı daha verimli kullanmamızı sağlayacak. 2015’te nesnelerin interneti ile birbirine bağlı olan cihaz sayısı: 13.4 milyarken 2020 yılında nesnelerin interneti ile birbirine bağlı olacak tahmini cihaz sayısı: 38.5 milyar. İstatistiklerden de göreceğiniz üzere bu ürünlerin sayısı daha da artacak ve şimdiden dünyayı nereye götüreceğini söylemek gerçekten güç. Bu gelişmelere paralel olarak insan şu soruyu kendine sormadan edemiyor: Nesnelerin interneti ne kadar güvenli?  Siber güvenlik konusu her yerde olduğu gibi IoT için de son derece önemli.

Bu soruyla alakalı  ESET Kuzey Amerika’dan Kıdemli Araştırmacı David Harley bir gazeteye verdiği röportajda şunları söylüyor: Sizin ne kadar dikkat ettiğinize bağlı olarak güvenlidir, hassastır. Ne yazık ki, güvenlik endişeleri sadece taşıma ortamını etkilemez. Ağa bağlanmak için kullandığımız cihazlar, bu cihazlar üzerinde de kontrolü sağlamak için başka cihazlar ile uygulamalar var ve veri paylaşmak için diğer cihazlara bağlanıyoruz. Diğer bir deyişle, saldırı yüzeyi ciddi biçimde genişliyor. Kontrol ve bilgilendirme konuları, satıcılar ve diğer kuruluşlar arasındaki sınırların üzerindedir. Maalesef şu aşamada nesnelerin interneti konusunda güvenliği ve gizliliği garanti etme durumu, soru işareti halinde. Yine de bu alandaki güvenlik konusu gelişmektedir fakat gidilecek hâlâ uzun bir yol var.

Tüm bu yazdıklarımdan sonra son olarak şunları söyleyebilirim ki gelecek birçok teknolojiyi beraberinde getirecek gerek sosyal yaşamda gerekse savunma alanında. Önemli olan biz insanlar olarak irademizi teknolojilere ne kadar bağlayacağımız.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki yazıyı okuyun:
FAKÜLTEMİZDE YENİ ATMOSFER

Uludağ Üniversitesi İnegöl Kampüsümüz yepyeni bir atmosfere büründü. Yaz tatilinde de devam eden çevre düzenlemeleri sonucunda yeni bir kampüsle yeni...

Kapat